Siverek Haberleri I Siverek Haber

ARKADAŞIM HALİT-40.BÖLÜM

Kadir BÜYÜKKAYA

ARKADAŞIM HALİT 40.BÖLÜM..   Dedem yaşlı olmasına rağmen  son derece dinç ve güçlü birisiydi. Gücü, sağlığı yerindeydı. Evimizin az ötesinde bulunan Divanlı Cahfer Yıldızbaş’a ait un değirmen’ne öğütülmek üzere  buğday götürdüğümüzde dedem o yaşlı haliyle kırk kiloluk bir buğday çuvalını tek başına kucaklayıp komşularımızdan ödünç aldığımız eşeğin sırtına  zorlanmadan rahatlıkla bindirebliyordu.   Bağ bozumu zamanı  geldiğinde, sahibi olduğumuz dört bağımızdan elde ettiğimiz üzümü işlemek üzere evimize taşırken ortalıkta anneme yardımcı olacak birileri  olmadığında, ağır üzüm sandıklarını at arabasından indirmek, onları dışardan içeriye taşımak için annem genelikle dedemi çağırırdı yardımına.   Yakın çevremizde dedemden daha iyi hikaye anlatan bir başka kişi yoktu. Çok iyi hikaye anlatırdı. Yaz aylarında evimizin avlusuna kurduğumuz görkemli tahtın bir köşesine kurulduğunda onun etrafına toplanır ondan ısrarla hikaye anlatmasını isterdik. Dedem önce biraz nazlanır  ve  “ ben size daha dün gece hikaye anlatmadım mı ?“ derdi. Fakat daha  sonra ısrarlarımıza dayanmaz başlardı hikaye anlatmaya. Onun ay yıldız altında bize anlatığı hikayelere gerçekten de doyum olmazdı. Onun ağzından dinlediğimiz kimi masal ve destanlar  tek kelimeyle olağanüstüydü. O, uzun uzun anlatırdı bize, biz de bıkmadan usanmadan dinlerdik onu.   Uzun kış  gecelerinde odun sobasıyla ısınan küçük odamızda her yıl karlama yemeyi gelenek haline getirmiştik. Dedem gibi biz de bayılıyorduk karlamaya. Kar ve pekmezin karıştırılmasiyla elde edilen karışıma doyum olmazdı.  Karlama eşliğinde dedemden masal, hikaye ve destan dinlemek dünyanın en zevkli işiydi. Onun anlatığı Mem u Zin, Siyamen u Xecé,Bışar’é Çeto ve daha birçok  hikaye  bize olağanüstü anlar yaşatırdı.   Dedemin masal ve hikaye anlatımı dışında başka becerileri de vardı. Örneğin bize din dersleri de verirdi. Din ağırlıklı hikayeleri mühteşemdi. Namaz esnasında okunması zorunlu olan duaları bize ezberletmekle yetinmez bir de matematik dersleri verirdi . Olağanüstü anlatımı sayesinde  anlatığı bütün hikayeleri ve öğrettiği bütün namaz dualarını rahatlıkla ezberleyebiliyordum. Gelmiş geçmiş  ne kadar peygamber, nebi ve resul varsa bir hepisinin yaşamını, yaptıklarinı ve ismimlerini bir bir ezberlemiştim.   Davut Peygamberin davudi sesini, Musa’nın Sina dağında Allah’la yürütüğü görüşmelerini, onun Firauna karşı yürütüğü zorlu mücadelesini, Hz Yakub’un ızdıraptan ibaret yaşamını, Hz Yusuf’un kardeşleriyle olan didişmesini, Hz İsa’nın çarmığa gerilmesini, Hz Muhammed’ın, yürütüğü kanlı savaşları, Hz Ali’nın gösterdiği büyük kahramanları ve daha birçok hikayeyi dedemden dinlemiş ve onun sayesinde epeyce bilgi sahibi olmuştum. Dedemden dinlediğim hikeye ve tarihi meseleler hayal dünyamın sınırlarını genişletmede önemli rol oynadı. Onun bu saygın emekleri sayesinde bilgi dağırcağıma yararlı bilgiler yığıldı.   Dedemim anlatığı meselerin tümünde sosyal yaşama ışık tutacak çok değerli mesajlar vardı. Hikayeleri ilerde herkese gerekli olacak çok önemli derslerle doluydu. O anlatım yoluyla bize felsefi mesajlar iletmeye çalışırdı. Örneğin  onun bize aktardığı ve herkesin kendine göre pay çıkaracağı bir hikayesi vardı ki bu hikayenin taşıdığı derin anlamı aradan uzun yıllar geçtikten sonra ancak anlayabilmiştim. Dedemin anlatığı mesel  şöyleydi;   Günün birinde Hz Ali’nın huzuruna birisi çıkmış. Adam  “ ya Ali birisinden duydum filankes karar almış seni öldürecek” demiş. Hz Ali uzun uzun düşünmüş ve sonra adama dönüp     “ sen rahat ol, Sözünü ettiğin o şahıs kesinlikle beni öldüre- mez, çünkü şimdiye kadar  benim o adama hiç bir şekilde hiç bir iyiliğim dokunmadı ki beni öldürsün !  “ demiş.   Yaşamımın ilerki aşamalarında Hz Ali’nın bu söylemini doğrulayan birden fazla örnekle karşılaştım. Kendisine yararım dokunmamış insanlardan hiç birisinden en ufak bir zarar görmedim.Bana zararı dokunanalar neyazık ki kendilerine el uzattığım kişiler oldu hep.   Çocukluğumda ezberlediğim her namaz duası karşılığında dedemden kocaman bir aferim alır ve mutlu olurdum. Dedemle diyaloğum çok iyiydi. Başta eski hikayeler olmak üzere onun ağzından çıkan herşey ilgimi fazlasiyla çekerdi.  Onun dile getirdiği bazı hikayeleri vardı ki  anlatmaya başlar başlamaz gözlerimi kapatır, bilmediğim, görmediğim dünyalara doğru kanatlanıp uçardım adeta.   Dedemin anlatığı Siyamend ile Xecé destanı aklımı başımdan alırdı. Bu destan tek kelimeyle beni mest ederdi. Çok sevdiğim bir  hikaye idı. Hikaye beni derinden etkilerdi. Heyecan lanmadan edemezdim.  Siyabend u Xecé destanı  karşısında fazlasiyla duygulanırdım.Dedem, kendine  özgü o usta anlatımıyla destana başlayinca ayaklarım yerden kesilirdi. Anlatılanlar karşısında bulunduğum ortamdan kopar, söylenenlerin büyüsüne kapılarak kendimi zirvesi karla kaplı , yamaçları  sis dumanla örtülü, derinliklerinde bin bir vahşi hayvanın cirit attığı çetin dağların bir kuytusunda bulur ve hayalden hayale sürüklenirdim.   Dedemin   matamatiğa karşı olan ilgisi çok büyüktü. Ona göre  her şeyin başı matematikti. Çok önemsediği için  akşamları bana  sık sık  matematik dersleri verirdi. Önüme sürdüğü bir takım işlemlerle beni geliştirmeye çalışırdı. Onun matematik alanında kendine göre geliştirdiği çok özel metotları vardı. En zor işlemleri bile kalem  deftere ihtiyaç duymadan hemen çözerdi.   İşlem ve hasap konusunda izlenecek yöntem konusunda bildiklerini bana öğrettiği için kendimi yaşıtlarıma göre daha iyi görürdüm. Bu avantajlı durumu kullanarak dedemden öğrendiklerimi arkadaşlarıma satarak onlara bol bol hava atardım.   Dedem bana hep “ oğlum her şeyin başı hasaptır kitaptır. Hasabını kitabını çok iyi bileceksin ve önemsiyeceksin  “ derdi . Rahmetli dedem derdi demesine ama  ben gene de sokakta oyun oynamayi daha fazla önemsiyordum. En iyi arkadaşlarımdan Bahserli Nalbend Mahmut’un oğlu  Halit Bağsever kapımıza gelip “ haydı Kadir gel dışarda oyun oynayalım “ dediğinde dedemin izah ettiği matamatik işlemlerini, anlatığı hikayeleri, namaz dualarını ve daha birçok  şeyi bir tarafa bırakıp kendimi sokağa savururdum.   Belki de bu yüzden dedemin hasap kitap konusunda aktardığı  yararlı nesihatların hiçbirisin bana bir faydası olmadı . Bu konuda sınıfta kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.Hasap kitab işine pek ısınamadım. Para ve pul ile yıldızım hiçbir zaman barışmadı..   BİTTİ....         NOT:   Siverek gençlik sitesinde uzun zamandır bölümler halinde yayimlanan “Arkadaşım Halit “ yazı dosyasını 40.bölümle sonlandırıyorum. 60 bölümden oluşan dosyanın tamamını gösterilen ilgi ve alaka üzerine  kitap halinde yayımlayacağım. Kitabın Nisan ayında okuyucuyla buluşacağını umuyorum. Yazı dizisini takip eden siz değerli okuyucular, fikir ve düşünlerinizi bana ileterek kitabın içeriğine katkı sunabilirsiniz. Ayrıca şimdiye kadar yayımlanan bölümlerde ismi geçen şahıslarla yakınlığı olanlar sözkonusu kişilerle ilgili bana bilgi ve fotograflar gönderirise onlardan yararlanmaya çalışacağım.   Selam, saygı ve sevgiyle.         Kadir Büyükkaya / Hollanda k.buyukkaya@hotmail.com

3 Şubat 2018 Cumartesi 21:29

http://www.siverekgenclik.com/yazar/arkadasim-halit-40bolum-2471.html