Kadir BÜYÜKKAYA

UZAK DİYARLARI YURT EYLEDİK-32.BÖLÜM


Kadir BÜYÜKKAYA
21 Aralık 2018 Cuma 20:03

UZAK DİYARLARI YURT EYLEDİK

32. BÖLÜM

 

Sabah, Apolar uyanmadan yataktan kalktım. Dün gece uyumadan önce başucuma bıraktığım iki kasetten birisini, üzerinde “bölüm 1” yazısı olanı, birkaç ay önce satın aldığım küçük walkmana yerleştirdim. Apolar rahatsız olmasınlar diye kulaklıkları taktım. Yüreği özlemle yanan annem, her defasında yaptığını yine yapmıştı. Birkaç yıldır sürdürdüğü alışkanlığını bozmamış, sırayı kimseye kaptırmamış ve ilk konuşmayı yapmıştı. Annemin kasetçalardan yükselen, “oğul “ sesiyle heyecanım doruğa çıktı. Elektrik akımına kapılmış gibi, elim ayağım titremeye başladı. Annem her kaset doldurduğunda ilkin, “oğul“ diye başlardı konuşmasına. Bu onun bismillahı idi. Onun “oğul“ diyen hüzünlü sesi karşısında pür dikkat kesiliyorum. Annemin tespih dizer gibi konuşması beni uzak diyarlara doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Ben artık Hollanda da değil başka diyarlardaydım.

 

“Oğlum, konuya nasıl başlayayım, sana neler anlatayım, bilemiyorum. Necmettin abinin yakalanmış olması hepimize izah edilmesi mümkün olmayan büyük sıkıntılar yaşattı. Başımıza gelen bu beklenmedik beladan, yaşadığımız bunca üzüntüden sonra, neyi nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Nisan ortalarıydı. Bir akşamüstü halan İmhan evimizin kapısından büyük bir telaşla içeri girdi. Bir şey dememe, bir şey sormama fırsat vermeden,   “Xezal senin Necmettin’in yakalanmasından haberin var mıydı?“ diye sordu. Soru karşısında başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. O an içine düştüğüm durumu, hissettiklerimi sana kelimelerle izah edemem.

 

Duyduklarım karşısında genzim kurudu, dilim tutuldu. Bir müddet ne diyeceğimi, ne söyleyeceğimi bilemeden, halan İmhan’ın yüzüne baktım durdum. Bu haber ne kadar doğru olabilirdi? İçimden bir ses bu uğursuz haberin doğru olmadığını, olamayacağını söylüyordu. Gerçek olabileceğine en ufak bir ihtimal veremedim.

 

Necmettin abinin yurtdışında olduğunu birkaç kişi gibi bende biliyordum. Siyasetle uzaktan yakından şöyle böyle en ufak bir ilgisi olanların kendilerini yurtdışına atmak için avuç dolusu paralar döktüğü, tel ve mayın döşeli tarlalarda ölümle boğuştukları bir dönemde Necmettin’in memlekette ne işi olabilirdi?

 

Bu soruların yanıtını arayarak halan İmhan’ın yüzüne bakıp durdum. Şaşkınlığım az buçuk geçince halana, “Abla ağzını hayra aç, bu uğursuz habere ben amin demem. Sen de deme! Bu habere inanmak çok zor, sana bu haberi verenler dost değildir. Bana kalırsa ortada bir yanlışlık olmalı. Necmettin’in buralarda olmadığını adım gibi biliyorum. Yurtdışına çıkalı iki yıldan fazla oldu. Bu yüzden onun yakalanacağına en ufak bir ihtimal vermiyorum. Böyle bir şey aklın mantığın kabul edeceği bir şey değildir.“ dedim.

 

Halan benden bunları duyunca gözleri doldu, sonra başladı ağlamaya ve bana, “Sen öyle zannet Xezal. Ya da duyduklarını benden gizlemeye devam et! Bana haberi verenler düşman filan değil ve korkarım ki bana doğruyu söylemişler. Benim bildiğim Necmettin yakalanmış ve hepimizin evi yandı.” dedi. Evet oğul, İmhan ablanın bu kadar kesin konuşması karşısında fazlasıyla korkuya kapıldım. Söyledikleri karşısında taş kesildim. İçerden çarşafımı kaparak, “O zaman ne duruyoruz, hemen Keko Koçalilere gidelim, en iyisini onlar bilir.“ dedim.

 

Ben önde halan arkada sokağa çıktık. Amcanlara hangi yoldan gittik, nasıl gittik anlayamadım! Yolda karşılaştığımız insanlar yürüyüşümüzden, hal ve hareketlerimizden önemli şeyler olduğunu tahmin ederek arkamızdan bakıp durdular. Bir iki tanıdık kadın halimize bakarak, neler olup bittiğine dair soru sormak istese de bizim kimseye ayıracak ne zamanımız ve ne de verecek bir cevabımız vardı.

 

Koçali amcanın kapsına vardığımızda halan İmhan, “İstersen önce bir abimin dükkanına uğrayalım.“ dedi. Köşeyi dönüp dükkana baktık. Dükkanın kapalı olduğunu görünce içimden birşeyler koptu. Demek ki aldığımız bu uğursuz haber doğruydu. Önemli bir şeyler olmamış olsaydı amcan dükkanı hiç kapalı tutar mıydı? Geri amcanın evine döndük. Halan önden ben arkasından sokak kapısından avluya girdik.

 

Halan bir iki defa “Kim var?“ diye seslendi. Çok geçmeden amcan Koçali merdivenlerin başında göründü. Çukura kaçmış gözleri, birkaç günlük sakalı ve kamburlaşmış haliyle perişan gözüküyordu. Bizimle gözgöze gelince hiçbir şey söylemeden öylece bakakaldı. Amcanın halini görünce haberin doğruluğundan kuşkumuz kalmadı artık, her şey apaçık ortadaydı... İmhan abla amcan Koçali’ye yengen Eliya’nın evde olup olmadığını sordu. Amcan duyulur duyulmaz bir sesle kimsenin evde olmadığını söyledi bize. Halan, “Eliya nerde?” diye sorunca amcan, “Nerede olacak kaç gündür Diyarbakır’ da.“ diye yanıtlamakla yetindi... Koçali amcan başka bir şey demeden içeriye girdi. Biz avlunun ortasında kalakaldık. Amcana başka şeyler sormamıza gerek kalmamıştı.

 

Sokağa çıkarak doğruca Keko Mahmut’un evine gittik. Kapıyı çaldık. Çocuklardan biri kapıyı açtı bize. Titrek adımlarla merdivenlerden yukarı çıktık. Mahmut abin evde yoktu. Naciye ablana olup bitenleri sorduk. Ne yazık ki duyduklarımızın tümü doğruydu. Haberin Naciye ablan tarafından teyit edilmesi dizlerimizin bağını çözdü. Doğru çıkmasın diye Allaha ettiğimiz onca duanın, onca yakarmanın hiçbiri, hiçbir şeye yaramamıştı.

 

Naciye’nin ağzından çıkanlar taşıdığımız bütün umutları yerle bir etti. İçimizde yanan cılız ışık tümden söndü. Mahmut abilerin evinde fazla kalmadık. Naciye’nin çay teklifini geri çevirerek kendimizi büyük bir moral bozukluğu içinde dışarı attık. İmhan halanın durumu içler acısıydı; fukara iki gözü iki çeşme ağlıyordu. Beni sorsan benim halim ondan beterdi. Ağlamanın sızlamanın bir şeye yaramayacağını biliyordum, “Allahtan umut kesilmez.“ diyerek metin olmaya çalışıyordum. Yol boyunca “Allah kerimdir.“ diyerek, İmhan ablaya moral vermeye çalıştım. İmhan ablaların kapısına kadar ona eşlik ettim, sonra ayrıldım ondan. Aklım fikrim birbirine karışmış, zor bela kendimi eve attım.” dedi.

 

Devam edecek...

  

 

Kadir Büyükkaya / Hollanda

k.buyukkaya@hotmail.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık