Hasan Baydilli

HAİN BİR (ZAM)ANDIR BU (ZAM)AN…


Hasan Baydilli
17 Eylül 2018 Pazartesi 09:41

Geçenlerde şehir merkezinde gezinirken birkaç dost ve arkadaş “ Ne olacak bu zamların hali? Şaşırdık kaldık, bu konu ile ilgili bir yazı yazsan da derdimizi dile getirsen” diye serzenişte bulundular.

Ben de bu döviz kuru artışlarından dolayı yapılan haksız zam ve stokçuluktan muzdarip olduğumu ancak, ekonomist olmadığımı, ekonominin bilimsel stratejisinden anlamadığımı ama içinde bulunduğumuz bu durumun birçok sebepten kaynaklandığını kritik yaparak ayaküstü anlatmaya çalıştım. Arkadaşların dile getirdiği gibi; halkın yoğun olarak talep ettikleri ihtiyaç maddelerine bazı firmaların, tefecilerin, stokçuların, tacirlerin, komisyoncuların ve hatta tezgâh sahibi küçük esnaflara kadar tüketiciyi mağdur ederek, haksız fiyat artışları yapan ve döviz kuru artışlarını bahane eden fırsatçıların, halkın ekmeği ile oynadıklarına şahit olmaktayız.

Ekonomist olmadığımı bu konu ile ilgili herhangi bilimsel çalışmamın bulunmadığını belirtmek isterim. Zaten hesap kitaptan da anlamam, bu nedenle Türkiye ekonomisi üzerine yazı yazmak işim değil. Ancak şunu söyleyebilirim. Ekonomi bir ülkenin kanıdır, canıdır, can damarıdır. Kısacası her şeyidir ve ekonomi yönetimi koordinasyon işidir. Bu nedenle bizler vatandaş gözüyle ekonomik gidişata bakar, cebimizdeki paranın yaşamımızdaki yansımasının hesabını yaparız ancak.

Küresel kapitalist sistem ve bu sistemi elinde tutanlara rağmen, ülke ekonomi yönetiminde söz sahibi olanların sistem içerisinde enflasyon, büyüme, faiz, döviz kuru gibi makrohedeflerin tutturulmasını bir kenara bırakıyorum.

Benim ve vatandaşımın derdi; döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen tüketicinin kullandığı mal ve hizmetlerin satış fiyatlarında haklı bir gerekçe olmadan artış yapılması ile ilgilidir.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçi bir arkadaşla sohbet ediyoruz. O da isyanlarda, diyor ki; “ Üretici olarak elimdeki buğday, arpa, saman vs. hiçbir ürünüm zamlanmadığı gibi fiyatlar daha da geriye gitti. Buğday 1.80 kuruş, saman 75 kuruş, arpa 1 lira, geçen seneki fiyatında altında, bu nasıl oluyor da elimizdeki ürün fiyatı düşerken un torbası 70 liradan 110 liraya, Siverek gibi bir yerde etin kilosu 30 liradan 40 liraya çıkıyor. Bu nasıl bir iş, nasıl adalet? Diye haklı serzenişte bulundu.

Eh; bende tam bu konuya temas etmek istedim. Toplum olarak maalesef bu gün parazit bir hayat biçimi yaşıyoruz, ekmeğimizi paylaşmadığımız gibi birbirimizin ekmeğini yemeye çalışıyoruz. Halil Cibran’ın güzel bir sözü aklıma geldi diyor ki; “ Hain bir zamandır bu zaman, mirası bekler her varis, aç gözlüdür tacirler,, Bu günü ne güzel anlatmış Halil Cibran.

Bu gün batılı sistemin temelini oluşturan Makyavelizm (Hedefe giden yolda her şey mubahtır) Pragmatizm (Çıkarıcılık) ve Oportünizm (İkiyüzlülük-fırsatçılık) felsefesi ile toplumumuz evrim geçirmektedir. Yani din, iman, vicdan, ahlak, sadakat ve söze bağlılık yoktur, bunların hepsi işte bu sistemi oluşturmaktadır!

Üretici kendi yerli malını zararına satarken, aracı olan tacirler, komisyoncular, satıcılar üreticiden aldığı malı kat be kat artırarak, döviz zammı bahanesi ile haksız fiyat artışlarıyla stokçulukta yapmak suretiyle iflah olmaz ahlaksızlığa başvurmaktadırlar.

Özellikle Siverek’in yaş sebze ve meyve fiyatlarına bakıyorsunuz ateş pahası.

İnsanlar evlerine domates, biber, patlıcan gibi kışlık kurutma ürünlerini alamayacak duruma gelmişler. Marketlerde deterjan fiyatlarına yaklaşılmıyor. Kırtasiyecilere gidiyorsunuz bir top fotokopi kâğıdı 8 liradan 20 liraya çıkmış. Aynı evsafta bir paket ıslak mendili bakkalda 3,5 lira, markette 9,5 liraya alıyorsunuz. Yeraltında çıkarılan içme suyu dahi 0,5 litrelik kolisi, döviz artıktan sonra 5 liradan 8,5 liraya çıkmış. Marketlerde özellikle halkın tüketmek zorunda olduğu gıda maddelerine bakıyorsunuz ya etiketler değiştirilerek zamlanmış, ya da uyanıklık yaparak ürünlerde gramaj düşüklüğüne gidilmiştir. Keza beyaz eşyalarda yine % 50’ye varan zamlar fiyatlara bindirilmiş. Bunun gibi ve buna benzer kar fırsatçılığı yapıp halkın ekmeğine göz koyanların ancak, gözlerini kara toprak doyurur! Ne diyelim, daha ağır konuşmak gerekir amma…

Evet, yukarıda belirttiğim gibi bazı firmaların, tacirlerin, esnafların ve satıcıların döviz bahanesi ile yapmış oldukları bu zamlar haksız kazançtan öte bir şey değildir. Tüketici sabrının sınandığı son noktadandır. Özellikle gıda maddelerinden ekmeğe kadar uzanan bu keyfi zam uygulamaları, her geçen gün tüketici sofrasından bir şeyleri eksiltmektedir.

Bu nedenle kriz fırsatçılığı yapan firmaları, işletmeleri ve iş yerlerini tüketici derneklerine, Ticaret İl Müdürlüklerine, Alo 175’e yer ve ürün olarak şikâyetimizi dile getirmemizin vatandaşlık görevi olduğunu belirtmek isterim.

Temiz ve vicdanlı bir toplum ile ticari ahlakın öncelik olduğu bir Türkiye dileğiyle…

HASAN BAYDİLLİ


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık