Ana Sayfa Özel Haber Hasenik Köyü'nde kerge zamanı

Hasenik Köyü'nde kerge zamanı

Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinde üzüm hasadının başlamasıyla birlikte bağbozumu yapan çiftçiler, tarladan topladıkları üzümlerin sofralardaki pekmeze, pestile, sucuk çeşitlerine nasıl dönüştüğünü anlattılar.

Giriş Tarihi: 13 Eylül 2019 Cuma 17:39
Hasenik Köyü'nde kerge zamanı


<

Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesine bağlı Ovacık (Hasenik) Mahallesi'nde bölgeye has yetişen azezi üzümünün hasadına başlandı. Başta pestil (bastık), kesme (çekçek), cevizli sucuk ve pekmez yapımında kullanılan azezi üzümü, kendine has tadıyla bölgenin en güzel üzümlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Yaklaşık 200 haneli Ovacık Mahallesi'nde, halkın en önemli geçim kaynağını, üzüm ve fıstık yetiştiriciliği oluşturuyor.

Üzüm bağlarında 12 ay boyunca çalıştıklarını belirten üzüm yetiştiricileri, Eylül ayında başladıkları üzüm hasadı ve bağbozumunun Ekim ayı ortalarına kadar devam ettiğini belirttiler.

Hasadını yaptıkları üzümleri geleneksel yöntemlerle işleyen mahalle sakinleri, üzüm şırasından elde ettikleri ürünleri halkın beğenisine sunuyor.

Mahalle sakinleri, son dönemde üzüm yetiştiriciliğinden maddi olarak gelir elde edemediklerinden dert yanarak, çok yakında üzüm bağlarının yerini fıstık ağaçlarının almasından kaygı duyuyor.



Üzüm hasadı ile ilgili bilgi veren mahalle sakinlerinden Ahmet Şor, üzüm hasadının belli bir dönemi olduğunu belirterek, "Üzüm hasadına başladık. Zaten üzüm hasadının belirli dönemleri var. Üzüm kendine has tadını almaya başladıktan sonra üzümleri topluyoruz. Üzümleri daha sonra belirli işlemlerden geçirdikten sonra kesme (çekçek), pestil (bastık) ve pekmez yaparak halka sunuyoruz." diye konuştu.

Üzüm yetiştiriciliğinin her geçen sene azaldığına değinen Şor, "Bu sene mahsulümüz güzel geldi. Üzüm bağları her geçen gün azalıyor. Fıstıklar yetişince arasında üzümlerin yetişmesi zor oluyor. Genellikle yeni ekilen bahçelerde üzüm oluyor. Fıstığın daha çok getirisi olduğu için üzüm ekimi azalıyor. Yaklaşık 400 adet asma ağacım var. Verim, yağmura ve bakıma göre değişiyor. Bazı seneler getirisi 4 bin ile 6 bin arasında olurken, bazen de öyle oluyor ki hiç üzüm tutmuyor, ağaçlar kuruyor ve gelirimiz bin liraya kadar düşüyor. Yetişmiş 400 ağaçtan 5 ile 6 ton arasında üzüm alabiliyoruz. Burada çok çeşit üzüm türleri var. Mesela şu anda bu bahçe içerisinde aklıma gelen türler; pekmez için kullanılan siyah üzüm, sirke için kullanılan sermelik üzüm, birde halk arasında azezi dediğimiz çeşit var. Bu üzümden çekçek, kesme, pekmez, pestil gibi ürünler yapıyoruz. Üzümlerimizi hiçbir zaman dışarıya satmıyoruz. Üzümleri kendimiz işliyoruz." şeklinde konuştu.

Üzüm yetiştiricisi Mahmut Şikak ise çocukluğundan beri üzüm yetiştiriciliği yaptığını belirterek, "47 yaşındayım. Rahmetli babam ile birlikte çocuk iken bu işe başladım. 20 yıldır tek başıma yapıyorum. 500 asma ağacım var. Aldığımız hasılat, o yılki hava şartlarına bağlıdır. Donu, dolusu, baharı, kışı ve haşeratı var. Bu sabah saat 05.00'te eşim, çocuklarım ve iki çalışanımızla geldik, akşam saat 10.00'a kadar çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Maddi olarak çalışmamızın karşılığını alamıyoruz"



Üzüm yetiştiriciliğinin 12 ay boyunca işçiliği olduğunu belirten Şikak, "Ürün olarak kesme (çekçek), pestil (bastık), badem ve ceviz içinden sucuk, kara ve gün pekmezi yapıyoruz. Maddi olarak çalışmamızın karşılığını alamıyoruz. Bağın budamasından harmanına kadar 12 ay boyunca çalışıyoruz. 15 günde bir ilaçlama yapıyoruz. Bellemesi ve budaması var. Yıl boyunca işçilik var. Emeğimizin karşılığını alabilmemiz için Batı'daki gibi kooperatifler olması lazım. Bazı köylerde 100 tane kiraz ağacı var, kiraz festivali düzenliyorlar. Şıramız ve yemişimizin namı İstanbul'daki Mısır Çarşısı'na kadar ulaşmıştır. Bizim şıralık üzümler ayrı, pekmezlik üzümler ayrıdır. Her üzümün kullanım yeri ayrıdır. Şıralık üzümler kendi arasında ikiye ayrılır. Pekmeze ve pestile iyi gelenler var. Kuru üzüm için ayrı üzümler vardır. Şıra için en iyi üzüm azezi üzümüdür. Sarı kabarcık üzümü pekmez için en iyisidir." diye konuştu.

Üzüm hasadından sonra sıra kerge zamanı

Bağlardan toplanan üzümler geleneksel yöntemlerle sıkılarak, elde edilen üzüm suyu (şire) büyük kazanlarda kaynatılıyor.

Üzüm suyundan; kış aylarının vazgeçilmez yemişleri olan pestil (bastık), kesme (çekçek), cevizli ve bademli sucuk ve pekmez yapılıyor.

Hilvan ilçesine bağlı 200 haneli Ovacık Mahallesi'nin en önemli geçim kaynağını bağcılık oluşturuyor. Çiftçiler, yılın 12 ayı bağlarında sürme, budama, ilaçlama ve çapalama yaparak, eylül ayı ile birlikte yaklaşık 45 gün sürecek bağbozumu (kerge) başlıyor.

Sabahın erken saatlerinde işçiler tarafından bağlardan toplanan üzümler, traktörlere yüklenerek, bağbozumu yapılacak yere getiriliyor. Burada traktör yardımıyla kabaca ezilen üzümler bir müddet bekletildikten sonra torbaların içerisine konuluyor. Torbadaki üzüm daha sonra taştan yapılmış şire havuzunda çiftçiler tarafından çizmeli ayaklarla sıkılıyor. Üzüm posasının mengenede son sıkımı yapıldıktan sonra kazanlarda bir müddet kaynatılıyor. Daha sonra da büyük kazanlara alınarak 2 ile 3 saat arasında kaynatılıyor. Sürekli kazan karıştırılarak üzerinde oluşan köpük alınıyor. En sonunda ise bulamaç hazır hale geliyor. Bulamaçlardan da pestil, çekçek ve sucuk ürünleri ortaya çıkıyor.



Ovacık Mahallesi'nde uzun yıllardır bağcılık yapan Mehmet Ali Şor, bağbozumu yapma aşamalarına değinerek, "Mahalle halkının geçim kaynağını fıstık ve bağcılık oluşturuyor. Gelirimizin çoğu ve uğraşımız bağcılıktır. Fıstık işini, işçilerle ve köylülerle beraber yaparız ama bağcılığı kendimiz yaparız. İşçiler bağlardan üzüm toplayarak traktörlerle buraya getiriyorlar. Bizim burada üzüm ezme makinemiz var. Makineyi traktöre bağlayarak üzümü eziyoruz. Daha sonra üzümleri bakır leğenlere koyuyoruz, bir müddet orada kalıyor. Daha sonra üzümü şire havuzunda çizme ile eziyoruz. Ezdikten sonra mengene makinesinde son sıkım işlemini yapıyoruz. Daha sonra şireleri kazanlarda kaynatıyoruz. Kaynarken üzerindeki köpükleri alıyoruz. Ateşten indirerek bir veya 2 saat dinlendiriyoruz. Daha sonra şireyi büyük kazanlara alıyoruz. Büyük kazanda tekrar kaynattıktan sonra köpüklerini alıyoruz. Nihayetinde bulamacı yapıyoruz." diye konuştu.

Bağbozumu ile yapmış oldukları ürünler hakkında bilgi veren Şor, "Kesme (çekçek) için yapılan bulamaçları daha sonra leğenlere dökerek bir gece bekletiyoruz. Bulamaca baklavalık un ve nişasta katıyoruz. Gece soğukta donduktan sonra sabahleyin leğenlerin içerisinde dilimleyerek sergilerin üzerine tek tek seriyoruz. 2 gün sonra da çekçekleri nemli ve ıslak kalmasın diye çeviriyoruz. Bu şekilde 2 veya 3 gün kalıyor. Pestil için de aynı bulamacı yapıyoruz. Daha sonra bulamacı büyük bezlerin üzerine gezdire gezdire döküyoruz. Daha sonra bezleri yere seriyoruz. Orada bir gün kaldıktan sonra kaldırıyoruz ve sergenlerin üzerine seriyoruz. Bu şekilde hava alıyor, yerde kalırsa eğer nem kapabiliyor. Bezler kuruduktan sonra bezlerin altını ıslatarak çıkarıyoruz." şeklinde konuştu.

Pekmezin nasıl yapıldığı ile ilgili bilgi veren Şor, "Süzdüğümüz temiz şireleri tepsilere bırakarak sakin ateşte kaynatıyoruz. Kaynayınca üstündeki köpükleri alıyoruz. Daha sonra tam pişmeden ateşten indiriyoruz. Bu kez bir veya 2 gün güneşin altında kıvama gelinceye kadar bekletiyoruz." diye konuştu.

"Devlet üzüm üreticilerine destek vermiyor"

Bağcılığın devlet eliyle desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şor, "Emeğimizin karşılığını alıcısını bulabilirsek alabiliyoruz. Fakat devlet eliyle bizlere destek verilmiyor. Sağolsun çevremiz alıyor. Bu şekilde en azından masraflarımızı karşılıyoruz. Allah'a şükür belli bir miktarda elimizde kalıyor. Yaptığımız iş zahmetli bir iştir. Bu kadar emeğin karşılığı bu olmamalıdır. Sabah saat 04.00'te kalkıyorum ve çekçekleri dilimliyorum. Tam 80 leğen içerisindekileri tek tek dilimleyerek kaldırıyorum. Sabah saat 07.30'da kadar ancak çekçekleri serebiliyoruz. Bunun için zahmeti çoktur. Ürünlerimizde kesinlikle hiçbir katkı maddesi kullanmıyoruz. Sadece içerisine baklava unu, mısır nişastası ve üzüm şiresi kullanıyoruz. Dördüncü bir madde yoktur. Çekçekte nişasta ve üzüm şiresi; bastıkta ise un, nişasta ve şire kullanıyoruz. Bunlar birbirini bulmayınca yaptığımız mamul olgunlaşmaz." dedi.

"Fiyatlar bizi tatmin etmiyor"

Bağcı Salih Şıldır ise bağcılığın emek isteyen bir iş olduğunu vurgulayarak, "Aşağı yukarı bin tiyek asma ağacım var. Ağaçlara iyi bakım yaptığımızda verimler iyi oluyor, bakım olmazsa iyi olmaz. Hasada 9-10 gündür başladık ve bitirdik. Bu sene yağışlar çok fazla olduğu için iyi değildi. Çünkü ağaçlar yeterince güneş görmedi. Biz bu ağaçların sürümünü, çapasını, ilaçlamasını ve budamasını yapıyoruz. Zaten bunları yapmadığınızda hiçbir ürün alamazsınız. Bu iş zahmetli bir iş… Sabah saat 5'te başlayıp, gece saat 10'a kadar çalıyoruz. Fiyatlar bizi tatmin etmiyor, çünkü çevre köyler ürününü yaş yaş, ucuz fiyata satıyorlar. Bunan dolayı biz de o fiyattan satmak zorunda kalıyoruz. Satmadığımızda bu defa ürün elimizde kalıyor. Kış aylarında ilkin ağaçların budaması, Sonbahar 'da tarla sürümleri, ilaçlama gibi işler yapıyoruz. 100 dönüme yaklaşık 12 bin lira mazot yakıyoruz, yani az değildir. İlaçlama ve işçiliği ve diğer işlemler hariç tabi." ifadelerini kullandı.  (İLKHA)

YORUMLAR
  • yorum2019-09-19 18:13:24Firat aktas

    Abe hilvanda pekmez ve diger uzum urunlerine karistirilan ve kivam icin katilan beyaz toprakta aspes ve siyanur var.dikkat etmek lazim...

  • yorum2019-09-18 07:26:51Ali

    Malesef sire uzumumuze hasret kaldik.

  • yorum2019-09-16 23:38:20Misafir

    Tebrikler. Takdir ettim Sakın işinizi bırakmayın zaten üzüm bağları hep kurudu elinizdekilerin kıymetini bilin
    Biz de bu ürünleri arıyoruz bulamıyoruz fiyatlar piyasada o kadar da düşük değil iyi bir reklam yaparsanız satışlar artar

  • yorum2019-09-13 21:23:59Baran

    Allah Bin bereket versin ve cümlemize kaat nasip etsin

Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık